Åžener Åžen’le Nefis Bir Röportaj

Yazan: 01 Aralık 2010  
Kategori: Genel, Röportajlar, Yazılar

16 Aralık 2007
 
Åžener Åžen; 3 yıl sonra, Ömer Vargı’nın yönettiÄŸi ‘Kabadayı’ filmiyle beyazperdeye döndü. Åžen özel hayatı ve az film çekmesiyle ilgili konuÅŸtu..
İnsanlar benden ve içinde bulunduÄŸum yapımdan beklenti içinde” diyen Åžener Åžen: Parasal karşılığı ne olursa olsun, insanlara en küçük yararı bile olmayacak yapımlarda yer almıyorum! Alıştığım yaÅŸam tarzını devam ettirmek için de param bittikçe reklam filmi çekiyorum..
 
Åžener Åžen; Meltem Cumbul’la baÅŸrol paylaÅŸtığı ‘Gönül Yarası’ filminden 3 yıl sonra, Ömer Vargı’nın yönettiÄŸi ‘Kabadayı’ filmiyle beyazperdeye döndü. Canlandırdığı ‘Ali Osman’ karakteriyle gerçek hayatında benzerlik yaÅŸadığını vurgulayan usta oyuncu, “BaÅŸkalarına zarar verecek her hareketten kendimi sakınıyorum. Bu konuda ben de eskilerde kalmış, soyu tükenmekte olan bir adamım” dedi. Topluma katkı saglayacak projelerde yer almaya özen gösterdiÄŸine dikkat çeken usta oyuncu, “Alıştığım yaÅŸam düzenini korumak için param bittiÄŸi zaman reklam filmi çekiyorum” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

* ‘Ali Osman’ gibi adamlar kaldı mı? Siz, ortalıkta böyle adamlar görüyor musunuz hâlâ?
‘Ali Osman’ eskiye ait bir adam. Günümüzde deÄŸiÅŸen insanlar, deÄŸiÅŸen deÄŸer yargıları ve buna baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸen toplumda ‘Ali Osman’ gibi adamlar yok oldu; eskilerde kaldı. Günümüzü yansıtan simge ise ‘Kabadayı’da Kenan İmirzalıoÄŸlu’nun canlandırdığı ‘Devran’ oldu. Organize suç örgütlerinin insanlarını ‘Devran’ sembolize ediyor. Bir baÅŸka deyiÅŸle geçmiÅŸte kalan ‘Ali Osman’ın karşıtı günümüzün ‘Devran’ı oluyor.

ENAYİ DİYE BAKIYORLAR

* Günümüzde hala ‘Ali Osman’ gibi adamlar olsaydı; sizce nasıl bir toplum modelinin içinde yer alırdık?
İyiler kazansın diye bir temenni var. Çünkü iyilerin kazanması izleyiciye iyi geliyor. Ne var ki hayat böyle deÄŸil; hayat acımasız. Hem de çok acımasız. Hayatta ürkütücü olaylar var. İyiler istedikleri sonuca ulaÅŸamıyor. Ali Osman gibilere günümüzde enayi gözüyle bakılıyor. Toplum ekonomik ve sosyal ÅŸartların büyük bir hızla deÄŸiÅŸmesiyle birlikte, büyük bir deÄŸiÅŸim içinde. Dünya köy haline geldi, teknoloji davranışlarımızı deÄŸiÅŸtiriyor. ‘Ali Osmanlar’ın var olduÄŸu bir dünyaya dönemeyiz. Öyle bir dünyaya sadece filmlerde rastlarız.

* ‘Ali Osman’ tövbe etmeden önce ÅŸiddet uygulayan, cinayet iÅŸleyen bir adam. Böyle bir adam neden kahraman olarak algılanıyor?
Ali Osmanlar tabii ki sütten çıkmış ak kaşık deÄŸil! GeçmiÅŸleri belalarla dolu. Bu tip adamların kendilerine göre bir adalet anlayışı var. Bu anlayış güçsüzün yanında olan bir anlayış. ‘Ali Osman’ gibi insanlara duyulan saygının nedeni de biraz budur. İnsanlar ondan korktukları için deÄŸil, haklı olanın yanında olduÄŸu için saygı duyuyor. Bir korku duyuluyor ama herkes ÅŸunu da iyi biliyor ki; haksızlık yaparsa başına Ali Osmanları bela edecek! Kahraman olarak algılanmasının nedeni; güçsüzden yana olması. Çünkü sadece güçsüz olanların kahramanları vardır.

NESLİM TÜKENDİ

* ‘Ali Osman’ın çocuÄŸunun annesi, sevdiÄŸi adamın ikinci evliliÄŸine zarar vermesin diye ortalıktan kaybolmayı göze alacak kadar fedakar. Günümüzde böyle bir durum yaÅŸanabilir mi?
‘Ali Osman’ gibi adamların etrafında ona benzeyen insanlar var. İliÅŸki kurduÄŸu kadınlar da karakter olarak ona benzer. Ali Osmanlar varsa; kadınlar da onun gibi mert ve fedakar olur.

* Siz hayata nasıl bakıyorsunuz?
Benim felsefem karmaşık deÄŸil. Nasıl bir oyuncuysam hayata bakış açım, ideolojim, felsefem de öyle. Yani parasal karşılığı ne olursa olsun, insanlara en küçük bir yararı bile olmayacak yapımlarda yer almıyorum. Çünkü insanlar benden ve içinde bulunduÄŸum yapımdan bir beklenti içinde. Biliyorlar ki; bir ÅŸekilde hayatlarına küçücük de olsa bir anlam kazandıracağım. Robert Bosch’un dediÄŸi gibi ‘İnsanların güvenlerini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim’. Bu güven duygusunu yeniden hangi parayla kazanabilirim ki? Hangi para bu güven duygusunu telafi edebilir ki? Hayatı da iÅŸte bu felsefe doÄŸrultusunda yaşıyorum. BaÅŸkalarına zarar verecek her hareketten kendimi sakınıyorum. Bu konuda ben de eskilerde kalmış, soyu tükenmekte olan bir adamım. İşte bu kadar basit!

DEĞERLERİM VAR

* Nasıl oluyor da günümüz sistemine ayak uydurmayan biri yeni neslin de kahramanı haline geliyor?
‘Gözünü aç, fırsatlardan faydalan, parayı bul ve kaç. Çıkarın neredeyse orada kal!’ İşte sistem buları empoze ediyor. Herkes de bunu biliyor. Hatta kiÅŸiliklerimize iÅŸlenen bu kötülüklerin yıkıcı olduÄŸunu da kabul ediyorlar. Zor olan uygulamaktır. Ben uygulayabildiÄŸim için seviliyor ve saygı duyuluyorum.

* Uygulayabiliyor olmanın bir sırrı vardır sanıyorum…
Benim deÄŸerlerim var. Yıllardır o deÄŸerleri korumayı baÅŸardım. Varlık nedenim sahip olduÄŸum ve onları tehlikelere karşı sakındığım deÄŸerlerdir. Öyle hızlı yaşıyoruz, öyle çıkar iliÅŸkileri içindeyiz ki; ‘deÄŸer sahibi olmak’ neredeyse imkansız hale geldi. Ben, o deÄŸerlere sahip olduÄŸum, onları ne pahasına olursa olsun koruduÄŸum için Åžener Åžen’im. Çünkü herkes o deÄŸerlere özlem duyuyor. Az olana özlem fazladır ve ben o özlemleri tatmin ediyorum.

PARAYI YADSIMIYORUM

* Oyunculuğa sizden 30-40 yıl sonra başlayan hatta rüştünü bile ispatlamamış olan meslektaşlarınızın sizden daha çok para kazanıyor olmasına isyan etmiyor musunuz?
Bu tamamen hayata bakış açımla ilgili. Ben asla parayı yadsımıyorum. Para elbette gerekli. Gördüğümden geri kalmamak, alıştığım bir yaÅŸam tarzını sürdürebilmek için para gerekli. Ne var ki insanın arzuları da sınırsız. Otomobili olur, uçak ister. Evi olur bir tane daha ister. Ne kadar olursa olsun yine de ister. Bir türlü yeterli bulmaz. Kimseyi yargılamıyorum. Bu ÅŸekilde mutlu olanlar vardır. Onlara ‘Niye böyle mutlu oluyorsun?’ diyemeyiz. Benim mutluluk kaynağım para deÄŸil. Kazandığım paranın karşılığını vermek ve duyulan güveni devam ettirmek durumundayım.

* Hiç mi servet düşkünü değilsiniz? Reklam filmlerini paranız bittiği için çektiğinizi duydum..
Evet, param bittikçe reklam çekiyorum. ‘EÅŸkıya’ ile ‘Gönül Yarası’ arasında 8 yıllık bir dönem vardı… Allah’tan o dönemde ‘İkinci Bahar’ı çektik. Sonra ‘Gönül Yarası’ ile ‘Kabadayı’ arasında 3 yıl boÅŸluk oluÅŸtu. Bu dönemde içime sinen senaryolar olmadığı için dizi de çekmedim. Gördüğümden geri kalmamak, alıştığım yaÅŸam tarzını devam ettirmek için de reklam filmi çektim. Servet düşkünü olmak benim asla tatmak istemediÄŸim gereksiz bir duygu!

 
GÖNÜL İLİŞKİLERİMİN CAZİBESİ YOK
* ‘Kabadayı’daki ‘Ali Osman’ da bundan önceki iki filminizdeki Baran’ ve ‘Nazım’ karakterleri gibi gönlünü mühürlemiÅŸ insanlar. Canlandırdığınız karakterler bu konuda size benziyor mu?
‘Ali Osman’ ayrı, ben ayrıyım. Film kahramanı ‘Ali Osman’ın gönül iÅŸlerini bırakmasının üzerinden 25 yıl geçmiÅŸ. Benimse öyle bir durumum yok. Çünkü benim iliÅŸkilerim oldu… İkinci evliliÄŸimin bitmesinin üzerinden 10 yıl geçti. Ama bu durum, son 10 yılın boÅŸa geçtiÄŸi anlamına gelmiyor…

* Paparazziler peşinize takılsa ne tür tepki verirsiniz?
Geçen gün gazeteci arkadaÅŸlarla karşılaÅŸtık… Üzerime doÄŸru kameralarla koÅŸmaya baÅŸladıklarında bende de bir kaçma refleksi oluÅŸtu. Sonra kendi kendime ‘Yahu ben niye kaçıyorum?’ dedim ve durup onları bekledim. Yanıma geldiler, fotoÄŸraflarımı çektiler. ‘Yalnız mısınız?’ diye sordular. Ben de ‘Evet, yalnızım’ diye cevapladım ve biraz sohbet ettikten sonra herkes kendi yoluna gitti. Sonuç olarak ben; özel hayatımın irdelenmesinden hiç hoÅŸnut olmuyorum. Hem istemiyorum, hem utanıyorum, hem de yaÅŸ bir hayli ilerledi. Artık benim gönül iÅŸlerimin cazip bir tarafı kalmadı.

 

Komedi istiyorum

Züğürt AÄŸa’dan sonra alışıldık komikkarakterlerinizden sıyrılıp dram filmlerindeoynamaya baÅŸladınız. Bunun nedeni hayatgörüşünüzün deÄŸiÅŸmesi mi? ‘Züğürt AÄŸa’ ile beraber genellikle Ya-vuz Turgul’un senaryolarını yazdığı filmler-de rol aldım. Yavuz’daki deÄŸiÅŸim doÄŸalolarak senaryolarına yansıdı. Dolayısıylabenim canlandırdığım karakterler de de-ÄŸiÅŸti. ‘Züğürt AÄŸa’daki AÄŸa, ‘EÅŸkıya’daki’Baran’, ‘Gönül Yarası’ndaki ‘Nazım’ veÅŸimdi de ‘Kabadayı’daki Ali Osman’ı can-landırarak; yelpazedeki renkleri çeÅŸitlendir-dim. Kamuoyunda artık komedi yapmayaca-ğım gibi bir izlenim oluÅŸmuÅŸ olsa da, benim aslaöyle bir niyetim yok. Her an bir komedi filminde derol alabilirim. Bunu da çok istiyorum.

 

 

339 defa okundu.

Yorumlar


2 Yorum yapılmış "Åžener Åžen’le Nefis Bir Röportaj"

  1. YUSUF YAVUZ demiÅŸki 28 Temmuz 11 15:15 

    ŞENER ABİ
    Ben. konya-Ereğli den Yusuf Yavuz.İnternete 7 yıldır sırf telefon almamak için eve yazılmıyordum.Bu yıl yazıldım ama ilk aydan sonra fahiş faturalar gelmeye başladı. Sözleşmeyi okumadım ama limitsiz internet paketinden yararlandım.Yani, bişeyler açıklıyorlar ama makul mu geçerlimi açıklamaları bilmiyorum. Kendimi kandırılmış, aldatılmış hissediyorum. Bunuda kiminle yapıyorlar sizin gibi saygın ve değerli sanatçılarla.Sırf bu yüzden yazılmıyordum, işim icabı ptt ye ara sıra giderdim sürekli bu tür şikayetlerle karşılaşıyordum.Bu yüzden korkuyordum, korktuğumda başıma geldi. Şimdi ben aldatıldığım gibi sizide aldatmış olmuyorlarmı.Bir Türk filmindeki gibi gerçek oldu.Dürüstlük ön planda olmalı.Yani , bunun ilerisini iyi görmediğimi söylemek isterim.Bir güvensizlik oluşuyor ister istemez
    0 596 8093261 Saygılarımla

  2. admin demiÅŸki 01 AÄŸustos 11 09:58 

    Sayın Yusuf bey,
    Sayın Åžener ÅžEN, reklam filmlerinde neden oynadığını yukarıdaki röportajında şöyle anlatıyor “Gördüğümden geri kalmamak, alıştığım yaÅŸam tarzını devam ettirmek için de reklam filmi çektim”
    Öncelikle sayın Åžener ÅžEN bir sanatçı, yaÅŸamını devam ettirmesi için mesleÄŸini icra etmesi gerekiyor. Türk Telekom reklamlarında da mesleÄŸini çok iyi icra ettiÄŸi görülmektedir. Sayın Åžener ÅžEN’e TTNET reklamları ile yapılacak eleÅŸtirilerin reklam filmlerindeki performansı ile sınırlı kalması gerektiÄŸine inanıyorum.
    Sizin yorumunuza göre sayın ÅžEN ya TTNET reklamlarında oynamayı bırakacak yada TTNET’in hizmetlerinin müşterileri memnun etmesini saÄŸlayacak. Takdir edersiniz ki bu iki seçenekte hem vicdani hem de mümkün deÄŸil.

Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!